Topraksız tarım sistemi, geleneksel toprak bazlı tarıma alternatif bir yöntemdir. Bu yöntemde bitkiler, besin ve suyu doğrudan köklerine uygulanarak yetiştirilir. Topraksız tarım sistemi, düşük maliyeti, yüksek verimliliği ve daha az su kullanımı ile öne çıkmaktadır. Ancak, yaban hayatının zarar vermesi durumunda, topraksız tarım sistemleri daha kolay bir şekilde hasara uğrayabilir. Bu nedenle, yaban hayatını önlemek için önlemler alınması önemlidir.
Topraksız tarım yöntemleri, geleneksel tarım yöntemlerine alternatif olarak giderek daha fazla kabul görüyor. Bu yöntemler, bitkilerin topraksız ortamlarda yetiştirilmesine izin verirken, verimli bir şekilde bitki beslenmesini sağlamaktadır. Bu makalede, topraksız tarım için kullanılan farklı yetiştirme sistemlerine ve özelliklerine bakacağız.
(bkz: Hidroponik ) Sistem
Hidroponik sistem, bitkilerin topraksız bir ortamda büyümesini sağlar. Bitkiler, besinlerin su içinde çözünmüş olduğu bir ortamda yetiştirilirler. Bu sistemde, bitkilerin kökleri suyun içinde kalır ve besinler, su ile birlikte doğrudan köklere verilir. Hidroponik sistemlerde, su sirkülasyonu veya pompalama işlemleri genellikle otomatik olarak gerçekleştirilir.
Aeroponik Sistem
Aeroponik sistem, bitkilerin köklerinin tamamen havada olması prensibine dayanır. Bitkiler, köklerinin etrafında bir sprey sistemi kullanılarak besin çözeltisi püskürtülen bir hazne içinde yetiştirilirler. Bu sayede, bitkilerin kökleri daha fazla oksijen alır ve daha iyi büyürler.
akan su kültürü Sistem
Akıntılı sistemde, besinli su, bitkilerin köklerinin altından akar. Bu sistemde, bitkilerin kökleri, narin bir malzemeyle dolu bir konteynerin içinde bulunur. Su, konteynerin altından yavaşça akar ve kökler, su içindeki besinleri alır.
katı ortam kültürü Sistem
Sözde sistem, toprağın yerine yüksek yoğunluklu sözde bir ortam kullanır. Bu ortam, genellikle talaş, turba veya perlit gibi maddelerden yapılır. Bitkiler, bu ortamda büyürken,
Bu durum ziraat mühendislinin hor görülmesine sebep olsada mühendis olmadıkları iddiasına varan saçma ithamlara sebebiyet versede ziraat fakültesi içinde okadar kapsamlı bölümleri barındırıyorki kendine ait bir fakülte kurulması gerekiyor. Hatta şuan gıda peyzaj ve su ürünleri gibi pek çok mühendislik dalı bu alandan kopmuştur. Kısacası ziraat mühendisliği bir mühendislik dalından çok daha fazlasıdır kendi içinde bile dallar çıkartmış koca bir alandır. Diğer Tüm mühendislikler toplandığında bir fakülteyi zor dolduruyorken ziraat fakültesi okadar geniş alanları var ki kendi içinden mühendislik fakültesini bile beslemiştir örnek gıda ve peyzaj verilebilir.
ülkemizin ve dünyanın önüne geçilmesi gereken en önemli sorunlarından biridir. özellikle endüstriyel tarım'ın yapıldığı toprakların sık işleniyor olması, örtüsüz kalan toprağın zamanla taşınmasına neden olur. yeryüzünde ekili alanlara baktığımızda dünyada % 40, türkiye’de % 59 oranında bir erozyon söz konusu. dolayısıyla üst toprağın zaman içerisinde kaybediliyor olması beraberinde veriminde düşmesine neden oluyor. erozyondan kaynaklı olarak her yıl türkiye’de 0,8 mm civarında bir üst toprak kaybı söz konusu ve bu gelecek için özellikle çocuklarımıza bırakacağımız verimli topraklar konusunda büyük sıkıntı demektir.
Kaktüs Yetiştiriciliği
Kaktüs, bakımı kolay çicek isteyen çicekseverler tarafından en çok tercih edilen çiceklerden birisidir. Evde,mutfakta,işyerinde,ofiste ve birçok yerde rahatlıkla bakılabilen Kaktüs, mükkemel bir süs çiceği olarak dikkat çekmektedir. Bakımının kolaylığı ve hoş görüntüsü nedeniyle bulunduğu her alana ayrı bir hava katabilmektedir.
Dikenli yapısı ve ufak boyutuyla dikkat çeken bu çicek uygun koşullar sağlandığı takdirde hemen hemen tüm şartlarda rahatlıkla bakılabilmekte ve yetiştirilebilmektedir. Kaktüs bakarken ve yetiştirirken dikkat etmeniz gereken bazı önemli detaylar elbette mevcut. Yazımızın devamını okuyarak bu detaylar hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Saksı Seçimine Dikkat!
Kaktüs’ü yetiştireceğiniz Saksı, bu dikenli çiceğin sağlıklı yetişebilmesi açısından oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Kaktüs’ü yerleştireceğiniz Saksı’nın etrafının delikli olması gerekmektedir. Bunun sebebi ise bilindiği üzere bir Çöl bitkisi olan Kaktüs’ün suyu fazla sevmemesidir. Kaktüs, ihtiyacı kadar suyu emer ve fazla olan suyun ise deliklerden dökülmesi gerekmektedir.
Bir çöl bitkisi olan Kaktüs fazla rüzgarı da sevmez. Fazla rüzgarda kalan bir kaktüs’ün yaprakları solabilir ve canlılığını yitirebilirler. Bu nedenle Saksı’yı fazla rüzgar almayan bir yere konumlandırmanız gerekmektedir.
Bitki su tüketimi ilişkisini kısaca böyle özetleyebiliriz. Drenajın önemi grafikte net olarak anlatılmış.
[image src=i.ibb.co/3SJMwMY/BA93-D5-CC-3347-45-C1-BADA-D56-FF58-F61-CE.jpg]
Tarım ve ormancılık bakanlığının 15-22mayıs tarihlerinde yapacağı 699 kişilik ziraat mühendisi ataması. Uzun bir dönem sonra yeterli olmasada mesleğimiz için nefes aldıracak bir atama olacak. 189 ziraat teknikerine ek olarak, 790 veteriner hekim, 363 gıda mühendisi, 101 su ürünleri mühendisi, 11 veteriner sağlık teknikerinin atamaları yapılacak.
mevcut işsizlik ve yığılma düşünüldüğünde sayı yetersiz ancak uzun bir dönem sonra biraz sektörü hareketlendirecek. özellikle yeni alınan ince bir detay çok önemli; karara göre kamuda mevcut çalışanlar tercih yapamayacak. geçmiş dönemlerde bu olmadığından malesef bazı kadrolar boşa gidiyordu
Tarımsal üretim sürecinde meydana çıkan yabancı otlar, bitki zararlıları ve bitki hastalıkları gibi üretimi, verimi dolayısıyla tarımdaki geliri direk etkileyecek unsurlardan çeşitli kimyasal, biyolojik veya kültürel işlemler vasıtasıyla bitkileri korumak için yapılan, ürünü korumak veya kalitesinin düşmesini engellemek amacıyla yapılan işlemlere zirai mücadele denir.
Zirai mücadele’de konunun uzmanı ziraat mühendisi tarafından bitki, bölge, iklim, toprak gibi pek çok faktör göz önüne alınarak, yöntem belirlenmeli ve yöntemin gerekliliklerine uygun bir biçimde ve koşullarda uygulanmalıdır.
Zirai mücadele’de konunun uzmanı ziraat mühendisi tarafından bitki, bölge, iklim, toprak gibi pek çok faktör göz önüne alınarak, yöntem belirlenmeli ve yöntemin gerekliliklerine uygun bir biçimde ve koşullarda uygulanmalıdır.
Diyapoz (latince: diapause) kelimesi için, Böceklerin kendini koruma dönemi diyebiliriz. Böcekler yaşamsal faaliyetlerini sürdürmeleri için halihazırda şartların müsait olmadığı koşullardan kendilerini koruyarak yaşamsal faaliyetlirini sürdürebilme amacıyla bir süre yaptıkları; beslenmedikleri, hareketsiz kaldıkları ve fizyolojik olarak yaşamlar faaliyetlerini ise minimuma düşürdükleri evreye diyapoz denir. yaşam döngüsünde böceklerin önemli dönemlerinin herhangi birinde ortaya çıkabilir.
Yumurta, larva ve pupa dönemlerindeki diyapoz, gelişmede duraklama şeklinde görülür. Erginlerde ise üremede durma ve vücut yağının depolanması şeklindedir.yalancı ve gerçek diyapoz olmak üzere ikiye ayrılır. Mevsimsel olarak yaş ve kış olmak üzere ayrılmaktadır.
Yumurta, larva ve pupa dönemlerindeki diyapoz, gelişmede duraklama şeklinde görülür. Erginlerde ise üremede durma ve vücut yağının depolanması şeklindedir.yalancı ve gerçek diyapoz olmak üzere ikiye ayrılır. Mevsimsel olarak yaş ve kış olmak üzere ayrılmaktadır.
avantajları
Topraksız tarım, geleneksel toprak bazlı tarımın yerini alabilecek bir tarım yöntemidir. Bu yöntemin birçok avantajı vardır. İşte topraksız tarımın bazı avantajları:
Daha yüksek verimlilik: Topraksız tarım, bitkilerin besin ve suyu doğrudan köklerine uygulaması sayesinde daha yüksek bir verimlilik sağlar. Topraksız tarım yöntemi, bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin daha hassas bir şekilde kontrol edilmesini sağlar ve bu da bitki büyümesi için ideal koşulların oluşmasını sağlar.
Daha az su kullanımı: Topraksız tarım yöntemi, bitkilerin suyunu verimli bir şekilde kullanmasını sağlar. Toprağa göre daha az su kullanıldığı için, su kaynaklarının daha etkili bir şekilde kullanılmasını sağlar.
Daha az pestisit kullanımı: Topraksız tarım, daha az pestisit kullanımı gerektirir. Bu, hem bitkilerin hem de insanların daha sağlıklı bir ortamda bulunmasını sağlar.
Azaltılmış çevresel etki: Topraksız tarım
Load failed
prak bazlı tarımın aksine çevreye daha az zarar verir. Toprak erozyonu, toprağın tuzlanması ve aşırı gübre kullanımı gibi sorunlar topraksız tarımda ortaya çıkmaz.
İklim koşullarına uygunluk: Topraksız tarım, herhangi bir mevsimde, herhangi bir iklim koşulunda uygulanabilir. Özellikle kapalı ortamlarda uygulandığında, bitkilerin iklim koşullarından etkilenmesi engellenir.
Daha kısa yetiştirme süreleri: Topraksız tarım yöntemi, toprak bazlı tarımın aksine, bitkilerin daha kısa sürede büyümesini sağlar. Bu, daha hızlı bir hasat döngüsüne izin verir ve üretim kapasitesini artırır.
Bu avantajlar, topraksız tarım yönteminin giderek daha popüler hale gelmesine ve gelecekte tarım sektöründe daha fazla kullanılmasına neden olmaktadır.
Topraksız tarım, geleneksel toprak bazlı tarımın yerini alabilecek bir tarım yöntemidir. Bu yöntemin birçok avantajı vardır. İşte topraksız tarımın bazı avantajları:
Daha yüksek verimlilik: Topraksız tarım, bitkilerin besin ve suyu doğrudan köklerine uygulaması sayesinde daha yüksek bir verimlilik sağlar. Topraksız tarım yöntemi, bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin daha hassas bir şekilde kontrol edilmesini sağlar ve bu da bitki büyümesi için ideal koşulların oluşmasını sağlar.
Daha az su kullanımı: Topraksız tarım yöntemi, bitkilerin suyunu verimli bir şekilde kullanmasını sağlar. Toprağa göre daha az su kullanıldığı için, su kaynaklarının daha etkili bir şekilde kullanılmasını sağlar.
Daha az pestisit kullanımı: Topraksız tarım, daha az pestisit kullanımı gerektirir. Bu, hem bitkilerin hem de insanların daha sağlıklı bir ortamda bulunmasını sağlar.
Azaltılmış çevresel etki: Topraksız tarım
Load failed
prak bazlı tarımın aksine çevreye daha az zarar verir. Toprak erozyonu, toprağın tuzlanması ve aşırı gübre kullanımı gibi sorunlar topraksız tarımda ortaya çıkmaz.
İklim koşullarına uygunluk: Topraksız tarım, herhangi bir mevsimde, herhangi bir iklim koşulunda uygulanabilir. Özellikle kapalı ortamlarda uygulandığında, bitkilerin iklim koşullarından etkilenmesi engellenir.
Daha kısa yetiştirme süreleri: Topraksız tarım yöntemi, toprak bazlı tarımın aksine, bitkilerin daha kısa sürede büyümesini sağlar. Bu, daha hızlı bir hasat döngüsüne izin verir ve üretim kapasitesini artırır.
Bu avantajlar, topraksız tarım yönteminin giderek daha popüler hale gelmesine ve gelecekte tarım sektöründe daha fazla kullanılmasına neden olmaktadır.
Hobi bahçeleri günümüzde aldı başını gidiyor birde belediyeler öncülük ediyor. Verimli tarım arazileri küçük küçük bölünüyor yetmiyor üzerine birde minik evler dikiliyor arazinin Yüzde 50 yapılaşma Yüzde 20 si sosyal alan yüzde 10 u peyzaj alanı Yüzde 20 sinde ise şehirden sözde kaçan insanların ekip biçeceği alanlar oluşturuluyor. Tarım arazilerinin bölünmemesi için yıllarca süren emek şehirde bunalan tiplerin eğlencesi için bölünüyor. Kusura bakmayın ama isteyen varsa gitsin köyüne yerleşsin. Yok böyle bir dünya yazıktır günahtır.
Virüs malesef işe alımları çok kötü etkiledi. Kaç aydır herşey durmuş durumda ve nereye gider bilemiyorum. Tarım çokca medya malzemesi olsada iş ziraat mühendisleri ve üreticiler için aynı ve hatta birazda negatif seyrediyor gibi görünüyor
Organik Tarım Nedir?
[/b]İnsan ve çevreye zarar vermeden, kimyasal kullanmadan verimliliğe dayalı olarak yapılan üretim modeline organik tarım denir. Organik tarım sayesinde toprağın verimliliği artırılmış olduğu gibi gıdanın güvenliği de esas alınmış olur. Yani organik tarım üretiminin her aşaması kontrollü olur. Organik tarımda üretimden satışa geçen süreçlerin tamamı yetkili kuruluşlar tarafından kontrol edilir ve [b]sertifikalandırılır.
Tarım üretiminde verimliliğin artırılması için gübreleme şarttır. Organik tarım da ise gübreleme tekniği onay verilmiş olan maddelerle yapılır. Örneğin; Yeşil gübreleme, münavebele gibi. Organik tarım merkezine insan ve canlıyı odak almış olduğundan dolayı, içeriğinde zararlı hiçbir madde bulunmaz. Bu sayede herhangi bir organik üretim yapan çiftlikte üretilmiş ürünlerin besin değerleri yüksek olarak soframıza gelmiş olur.organik tarım yalnızca ürünlerin sağlıklı bir şekilde sofralara kazandırılmasını sağlamakla kalmaz aynı zamanda (bkz: Erozyon) da önlenmesine katkıda sağlamaktadır.
Bkü bayilik sınavı soru dağılımı ise altta paylaştığım şekilde sevgili meslektaşlarım.
Mevzuata özellikle iyi hazırlanılması gerektiğini belirtmeliyim. Toplam 80 soru yer almaktadır.
-> Mevzuat ile ilgili (toplam 16 soru)
- bkü Ürünlerinin Ruhsatlandırılası Hakkında Yönetmelik ile ilgili
- Bkü Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik- Bitki Koruma Ürünleri Kontrol Yönetmeliği
- Bitki Koruma Ürünlerinin Sınıflandırılması, Ambalajlanması Ve Etiketlenmesi Hakkında Yönetmelik
- Bitki Koruma Ürünlerinin Önerilmesi, Uygulanması ve Kayıt İşlemleri Hakkında Yönetmelik
- Zirai Mücadele Alet ve Makineleri Hakkında Yönetmelik
Bitki Hastalıkları ile ilgili (16 soru)
- Bakteriyoloji
- Mikoloji
- Viroloji
- Herboloji
Bitki Zararlıları (16 soru)
- Entomolji
- Nematoloji
d) Mücadele Metotları (16 soru)
e) Diğer Konular (16 soru)
Mevzuata özellikle iyi hazırlanılması gerektiğini belirtmeliyim. Toplam 80 soru yer almaktadır.
-> Mevzuat ile ilgili (toplam 16 soru)
- bkü Ürünlerinin Ruhsatlandırılası Hakkında Yönetmelik ile ilgili
- Bkü Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik- Bitki Koruma Ürünleri Kontrol Yönetmeliği
- Bitki Koruma Ürünlerinin Sınıflandırılması, Ambalajlanması Ve Etiketlenmesi Hakkında Yönetmelik
- Bitki Koruma Ürünlerinin Önerilmesi, Uygulanması ve Kayıt İşlemleri Hakkında Yönetmelik
- Zirai Mücadele Alet ve Makineleri Hakkında Yönetmelik
Bitki Hastalıkları ile ilgili (16 soru)
- Bakteriyoloji
- Mikoloji
- Viroloji
- Herboloji
Bitki Zararlıları (16 soru)
- Entomolji
- Nematoloji
d) Mücadele Metotları (16 soru)
e) Diğer Konular (16 soru)
Sonuçların yarın veya 22 ekim itibariyle açıklanması bekleniyor. Ziraat mühendislerinin gözü kulağı bu sonuçlarda desek yanlış olmaz. Zor bir sınavdı bakalım puanlar ve sıralamaya baktığımızda hangi seviyede olacak merak konusu. Puanlar düşecektir tahminim ama branş sıralamamız okadar kötü olmayacaktır bana göre. Bekleyip görelim
yaşım itibariyle ben görmedim sevgili meslektaşlarım. gören varmı oda muamma adı tarım bakanlığı ama bir tane bu işte okumuş uzmanlaşmış kişi bakan olamadı. bu yüzdendir ki tarım bence hep ikinci plana atıldı ve ziraat mühendisleri olarak siyasi lobide geri kaldık. aslında siyasi arenada rol alan çok meslektaşımız olsada bakanlığa kadar yükselemedi. buraya son 5 bakanımızı iliştireyim öncesini bilen arkadaşlarda alta iliştiriversin.
iktisatçı - sami güçlü.
veteriner - mehmet mehdi eker,
ilahiyatçı / işletmeci - faruk çelik,
tıp doktoru - ahmet eşref fakıbaba
işletmeci - bekir pakdemirli
Topraksız tarım nedir?
Tarımsal üretimi toprak kullanmadan, çeşitli yatak denilen materyaller vasıtasıyla, kök bölgesini nemli tutmak ve besini ulaştırmak yoluyla yapılan bir tarımsal üretim şeklidir.
Topraksız Tarım nasıl yapılır?
topraksız tarımda pek çok üretim metodu vardır. her bitki topraksız tarımla üretilemediği gibi bitkiye görede kullanılan yatak değişmektedir. bu yüzden profesyonel bir bilgi ve birikim gerektiren bir üretim biçimidir.
Topraksız tarım da kullanılan yataklar nelerdir?
topraksız tarımda durgun su kültürü, nft, katı ortam kültürü olarak çeşitli kategoriler vardır. aşağıda ayrıntılarıyla resmi ekliyor olacağım. kimi akan bir su sisteminde üretim yapılırken kimisi ise durgun bir su kültüründe üretim yapılmaktadır. kokopit, cam yünü gibi de pek çok üretim materyali kullanılmaktadır.
Topraksız tarım özellikle hollandada tarımsal üretimin çoğunlugu kapsamaktadır. topraksız tarımın tercih edilmesinin sebebi ise; - birim alandan daha çok verim almak - gübre ve ilaç maliyetini düşürmek gibi etkenleri vardır. topraksız tarımın negatif yönleri ise; ilk kurulumunda dolar bazlı bir maliyet doğurmarsı, yogun işçi masrafı, pazarlama gibi etmenler sayılabilir.
Topraksız tarımda ülkemizde genellikle katı kültür ortamında domates başlıca olmak üzere biber salatalık çilek ve su kültüründe marul biber gibi ürünlerin üretimi ön plana çıkıyor.
topraksız tarım üretim şekilleri resimdedir. [image src=https://www.zirai.net/wp-content/uploads/2020/11/topraksiz-tarim-uretim.png]
Squash mosaic comovirus -Sqmv latince adlandırmaya sahip kabakta görülen bir virütik hastalıktır. Tohumla, mekanik olarak veya vektörü olduğu karpuz telli böceği ile taşınmaktadır. Hastalık sadece kabakta değil ayrıca hıyar, kavun ve karpuzda başlıca görülmektedir. Ayırt etmek adına belirtileri sıralamam gerekirse; genç bitkilerde virüsün etkisi daha yoğun ve güçlü görülmektedir, yaprakta klorotik sarı lekeler görülür yapraklarda kabarcık ve deformasyonlar oluşur, damarlarda ise yeşil damar bantlaşması ve yine deformasyonlar sıkça görülmektedir. Damarlar arasında daralmalar sıkılaşmalar dikkatleri çeker. Meyvelerdede şekil bozukluğu renk bozukluğu ve kabarıklık şeklinde görülmektedir.
biraz garip bir konu gibi gelecektir, sizlere ama bunada bir başlık mı olur demeyin meraklısına güzel bir içerik.
Evde hayvan bakmak, o kadar kolay olmayabilir. Fakat kedi, köpek, balık, örümcek gibi çeşitli hayvanları evinde barındırıp büyüten birçok insan bulunmakta. Peki evde kuzu besleyen insanları biliyor musunuz?Evde kuzu beslemek, birçok insan tarafından ve özellikle köy işleri ile uğraşan insanlar tarafından gerçekleştirilmekte. Yeni doğmuş kuzular evde bir müddet bakılır ve yeterince büyüme aşamasına geldikten sonra koyun sürüsünün arasına katılır. Eğer ki evde kuzu beslerseniz bir süre sonra size bağlanır ve sizinle oynamak ister. Evde kuzu bakmak sanıldığı kadar zor değil. Yalnızca dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var.
Süt ile Besleyin: Henüz yeni doğmuş bir kuzu süt ile beslenmekte. Bir süre sonra yem alabilir hale gelecektir. Eğer ki evde kuzu besleme gibi bir hedefiniz var ise köye yakın bir yerde olmanız sizin için daha iyi olacaktır. Temizlik ve Bakımına Dikkat Edin: Kuzu, zaman zaman evi kirletebilir. Bu konuda hazırlıklı olmalısınız. Bundan dolayı uygun ortamların da hazır olduğunu teyit edip evde bir kuzu bakmaya başlayın. Büyüdükten Sonra Meraya Salın: Kuzu yaklaşık 1 ay boyunca evde beslendikten sonra artık yeterli seviyede büyüyeceği için koyun sürüsünün arasına katılmalı. Bu veda sizin için belki zor olacak ama onu kendi ailesinin içine katmalı ve zaman zaman orada ziyaret etmelisiniz. Kuzu kısa süre içerisinde koyun olacak ve onun yanına gittiğinizde sizi gördüğünde hemen tanıyacak.
Süt ile Besleyin: Henüz yeni doğmuş bir kuzu süt ile beslenmekte. Bir süre sonra yem alabilir hale gelecektir. Eğer ki evde kuzu besleme gibi bir hedefiniz var ise köye yakın bir yerde olmanız sizin için daha iyi olacaktır. Temizlik ve Bakımına Dikkat Edin: Kuzu, zaman zaman evi kirletebilir. Bu konuda hazırlıklı olmalısınız. Bundan dolayı uygun ortamların da hazır olduğunu teyit edip evde bir kuzu bakmaya başlayın. Büyüdükten Sonra Meraya Salın: Kuzu yaklaşık 1 ay boyunca evde beslendikten sonra artık yeterli seviyede büyüyeceği için koyun sürüsünün arasına katılmalı. Bu veda sizin için belki zor olacak ama onu kendi ailesinin içine katmalı ve zaman zaman orada ziyaret etmelisiniz. Kuzu kısa süre içerisinde koyun olacak ve onun yanına gittiğinizde sizi gördüğünde hemen tanıyacak.
Permakültür Nedir?
Permakültür, üretime katkısı olan sürdürülebilir bir oluşumu hedefleyen çalışmaya verilmiş isimdir. İlk olarak (bkz: bill mollison) tarafından isimlendirilmiş olan bu kavram, dünyada ihtiyaç duyabileceğimiz kaynakların bir bir tükendiğini ve buna özellikle sürdürülebilir tarım alanlarının da dahil olduğunu söyler.
Aslında durumu biraz daha açıklayıcı olursak insanların üzerinde yaşamış olduğu arazilerin, gıda, enerji ve diğer maddi manevi ihtiyaçların ahenkli bir şekilde birbirini tamamlaması gerekir. Permakültürün özünde doğayla yarışmak ya da onun karşısında olmak değil, tamamen doğa için çalışan bir model olmak vardır. Fakat insanlar tükenebilir kaynakların israfı konusunda bilinçsiz bir şekilde hareket ediyor ve doğal olarak zamanla ihtiyaç duyduğumuz en önemli alanları da kaybediyoruz. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz gibi isim babası “Bill Mollison” permakültürün etik ilkelerine şu şekilde işaret ediyor. • Canlı ve cansız tüm varlıkların devamını sağlayabilmek için gerekli şartların oluşturulması gerekir. • İnsanın yaşamı için ihtiyaç duyabileceği tüm kaynaklara kolay ulaşmasını sağlamak. • Her insan kendi kaynağını kontrol altına alması gerekir. Bunun için kendisine ayırmış olduğu kaynakları doğru kullanması şarttır. İnsanlar günlük yaşam içerisinde ihtiyaç duyacağı besinlere artık doğal olmayan yöntemlerle ulaşmayı tercih ediyor ve bu da insanın biyolojik dengesinin zamanla bozulmasına neden oluyor.Son olarak şunun altını da çizmek gerekiyor ki hiçbir devlet adamı yaşam kaynaklarının zamanla dibe vurduğunu dile getirmiyor. Yani yaşanabilecek finansal krizlerin ve neleri tehdit edebileceğinizi düşündüğümüzde bunun bizim ve dünya için çok parlak bir senaryo olmadığını da bilmek gerekiyor.
Permakültür, üretime katkısı olan sürdürülebilir bir oluşumu hedefleyen çalışmaya verilmiş isimdir. İlk olarak (bkz: bill mollison) tarafından isimlendirilmiş olan bu kavram, dünyada ihtiyaç duyabileceğimiz kaynakların bir bir tükendiğini ve buna özellikle sürdürülebilir tarım alanlarının da dahil olduğunu söyler.
Aslında durumu biraz daha açıklayıcı olursak insanların üzerinde yaşamış olduğu arazilerin, gıda, enerji ve diğer maddi manevi ihtiyaçların ahenkli bir şekilde birbirini tamamlaması gerekir. Permakültürün özünde doğayla yarışmak ya da onun karşısında olmak değil, tamamen doğa için çalışan bir model olmak vardır. Fakat insanlar tükenebilir kaynakların israfı konusunda bilinçsiz bir şekilde hareket ediyor ve doğal olarak zamanla ihtiyaç duyduğumuz en önemli alanları da kaybediyoruz. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz gibi isim babası “Bill Mollison” permakültürün etik ilkelerine şu şekilde işaret ediyor. • Canlı ve cansız tüm varlıkların devamını sağlayabilmek için gerekli şartların oluşturulması gerekir. • İnsanın yaşamı için ihtiyaç duyabileceği tüm kaynaklara kolay ulaşmasını sağlamak. • Her insan kendi kaynağını kontrol altına alması gerekir. Bunun için kendisine ayırmış olduğu kaynakları doğru kullanması şarttır. İnsanlar günlük yaşam içerisinde ihtiyaç duyacağı besinlere artık doğal olmayan yöntemlerle ulaşmayı tercih ediyor ve bu da insanın biyolojik dengesinin zamanla bozulmasına neden oluyor.Son olarak şunun altını da çizmek gerekiyor ki hiçbir devlet adamı yaşam kaynaklarının zamanla dibe vurduğunu dile getirmiyor. Yani yaşanabilecek finansal krizlerin ve neleri tehdit edebileceğinizi düşündüğümüzde bunun bizim ve dünya için çok parlak bir senaryo olmadığını da bilmek gerekiyor.